Platon'un Ruhu, Afrodit'in Bedeni

Ölümü

Hypatia, bir gün evine giderken, yola pusu kuran bir grup bağnaz tarafından taşlanarak öldürüldü. Ölü bedenini de rahat bırakmayıp parçalara ayırdılar. Parçalarına bile tahammül edemeyip yaktılar.


Ölümünden Önce

Hypatia’nın ölümünden hemen önceleri İskenderiye; Paganların, Hristiyanların ve Yahudilerin yaşadığı, politik olarak gergin bir yerdi. Hypatia’nın ölümüne sebep olacak Hristiyan Piskopos Cyril(Kiril), yobaz Hristiyanların başını çekiyordu. İskenderiye Valisi Orestes ise şimdinin hemen hemen laikliğini sembolize ediyordu.


İskenderiye, meşhur kütüphanesi sayesinde çevre şehirlere göre daha aydın bir yerdi. Ancak pek tabii hem Yahudiler hem Hristiyanlar bu muhteşem şehrin kendileriyle anılmasını istiyordu. Ancak Orestes tamamıyla laik bir insandı. Cyril, ilk başlarda bugünün dernekleri gibi halk ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik oluşumları yönetiyordu ancak bu oluşumlar zamanla amacından saptı ve halkı bağnazlığa itmeye başladı. Cyril, Yahudileri İskenderiye’de istemiyordu ve onları çıkartabilmek için de Orestes’in desteğine ihtiyacı vardı. Ancak Orestes’in laik düşünceleri bu ihtiyacı karşılamasına engeldi. Zamanla Cyril ile Orestes sürekli karşı karşıya gelmeye başladı. İkili arasındaki sürtüşme sürekli artıyor, Cyril halkı sürekli İncil’den alıntıladığını iddia etti şeyler ile Orestes’in fikirlerini kötülemeye çalışıyordu ancak Orestes dini sömürülere net bir dille karşı çıkıyor, yobazlara karşı ısrarla laikliği savunuyordu. Cyril, Orestes’e göre oldukça güçlüydü ancak yasalar gereği dinsel öğretileri yayması için Vali Orestes’in rızasını alması gerekiyordu. Orestes ise İncil’e el basmayı reddediyor, Cyril ile anlaşmaya asla yanaşmıyordu.


Cyril halkı iyice Orestes’e karşı kışkırtmıştı ve Orestes bir gün Pagan olduğu suçlamasıyla keşişlerin saldırısına uğramıştı. Orestes Hristiyan olduğunu ısrarla söylediyse de saldırılardan korumaları sayesinde zoraki, ağır yaralarla kurtulmuştu. Kafasına gelen bir taş yüzünden günlerce hastanede kalmıştı. Orestes’in iyileştiğinde ilk işi kafasına taş atan adamı halkın içinde işkence gördürterek öldürtmek olmuştu. Cyril, Orestes’in işkence ile öldürttüğü kişinin bedenini kiliseye getirtip onu şehitlik mertebesine çıkarttığını ilan etmişti. Ancak herkes biliyordu ki bu kişi dini korumak için ölmemişti. Orestes’e sinirlenen Cyril artık ona destek olanları da hedefine almaya başlamıştı. Orestes’in en büyük destekçilerinden birisi de o zamanın ünlü filozofu ve matematikçisi Hypatia’ydı.


Orestes, Hypatia’nın öğrencilerinden biriydi. (Hypatia zekasıyla olduğu kadar güzelliği ile de ünlüydü, bu sebepten olsa gerek bazı kaynaklara göre Orestes’in Hypatia’ya aşık olduğu iddia ediliyor.) Hypatia dönemin en ünlü ve en saygın insanlarından birisiydi; hem güzelliğiyle, hem zekasıyla. Bu sebeple Orestes, Hypatia’nın yanında oluşuyla halktan da destek alabiliyordu. Bunun farkında olan Cyril, hem kadın olduğu için halkın tepkisini daha kolay çekebileceği, hem de Orestes gibi imparatorluk desteği olmayan Hypatia’yı da hedefine almaya başlamıştı. Cyril yine İncil’de yazdığını iddia ettiği şeyler ile yobazların Hypatia’ya kin beslemesini sağlayarak Orestes’in halk desteğini zayıflatmaya çalışıyordu. Hypatia’nın Orestes’i baştan çıkardığını, Hypatia olmasa Orestes ile anlaşacaklarını iddia ediyordu. Hypatia’yı Orestes ile aralarındaki şeytan ilan etmişti. Bunun üzerine iyiden iyiye Hypatia’ya kin besleyen bir grup bağnaz, en sonunda Hypatia’ya pusu kurup onu öldürmeye karar vermişlerdi.


Yaşamı

Hypatia, otuzlu yaşlarda Atina’da eğitimini tamamladıktan sonra İskenderiye’ye dönerek İskenderiye kütüphanesindeki Platon okulunda eğitim vermeye başlamış. Yakıp yıkmaktan başka bir şey bilmeyen Romalılar, İskenderiye kütüphanesini yaktıkları için Hypatia’nın çalışmalarına dair geniş bilgi sahibi değiliz, mektupları ve kütüphane dışı çalışmalarından hangi konulara çalıştığını öğrenebiliyoruz. Bu mektuplardan birisi Synesius ile; Synesius bir mektubunda Hypatia’dan bir hidrometre yapmasını istemiş, Hypatia’da bilinen ilk hidrometreyi bu istek karşısında icat etmiş. Hypatia ayrıca geometri ile yakından ilgilenmiş, aritmetik üzerine de bir dizi yorum yapmış. Bilinen ilk kadın matematikçidir; "Kadın yarım insandır" diyen Aristo ile kadının düşünmeyi öğrenmesinin kötü sonuçlar doğuracağını düşünen Demokritos’un fikirlerinin hala etkilerinin sürdüğü, bağnaz keşişlerin baskısının kontrol edilemeyecek seviyeye geldiği yıllarda almıştı "ilk kadın matematikçi" ünvanını. Hypatia, ayrıca Keplerden çok çok önce gezegensel hareket yasalarını büyük ölçüde anlayıp anlatmıştır. Tüm bunların yanına babası Theon’un yazdığı "Öklid’in Elementleri" kitabını da düzenlemiştir.


Hypatia’dan bahsederken babasına yeri geldiğinde ayrı bir parantez açmak da fayda vardır; Hypatia’nın kadınların bilimle ilgilenmesinin normal olmadığı yıllarda ısrarla bilimle ilgilenmesinin en önemli sebebi de babasıdır. Theon İskenderiye Üniversitesinde Matematik hocasıydı, daha sonra rektör de oldu. Kızını tüm bağnaz fikirlerden uzak büyütmek için elinden geleni yaptı. O dönem bilinen tüm dinleri öğretti kızına.


Astronomi, matematik, felsefe bildiği ne varsa eksiksiz öğretmeye çalıştı, kızının en önemli öğretmeni oldu.


"Düşünme hakkını hep kullan, yanlış düşünmek hiç düşünmemekten daha iyidir." dedi kızına.


Sonrası

Hypatia bilgeliğin ve güzelliğin ikisinin birden sembolü olmuştu, böylesine bir birliktelik elbette şiirlere, tiyatrolara, filmlere de konu oldu. Hatta ismi bir asteroide bile verildi.


1984'te Berlin'de keşfedilen bir asteroide "Hypatia" ismi verildi.

1893'te Londra'da "Hypatia" adlı bir oyun sergilendi.

2009'da Hypatia'nın hayatını konu alan "Agora" adında bir film çekildi.

1847'de Fransız Şair Leconte de Lisle, "Hypatia" adında bir şiir yazdı.


Hypatia

Aşağılık Galileia yıktı, lanetledi seni;

Ama düşüşünle daha da büyüdün

Ya şimdi heyhat!

Platon'un ruhu, Afrodit'in bedeni

Ebediyen Hellas'ın güzel göklerine çekildi.

-Leconte de Lisle